layout for myspace layout for myspace




KARAMANLI



Karamanlıyım Sevenim Çoktur Benim Karamanlıyım Kıymet Bilenim Yoktur Benim

8/7/2009 - Karamanlılı Olmak Kitabından 4

Kategori: Karamanli

12 Temmuz 2009 Pazar
Merhum İbrahim BAYIR Eşi Fatma BAYIR Vefat Etmiştir. Merhumeye Allahtan Rahmet Kederli Ailesine Baş Sağlığı Dilerim
Cenazesi Bugün Öğle Namazına Müteakip Pazar Mahallesindeki Kendi Evinden Kaldırılacaktır. Tüm Akraba ve Dostlarına Teessürle Duyurulur.
Allah Rahmet Eyleye
***
08.Temmuz 2009 Çarşamba
Ahmet ÖZÇELİK Eşi Ziynet ÖZÇELİK Vefat Etmiştir. Merhumeye Allahtan Rahmet Kederli Ailesine Baş Sağlığı Dilerim
Cenazesi Bugün Saat 10:00 da Fatih Mahallesindeki Kendi Evinden Kaldırılacaktır. Tüm Akraba ve Dostlarına Teessürle Duyurulur.
Allah Rahmet Eyleye



 

Karamanlılı Olmak Kitabından 4

(Sayfa 84)

Ulusal Oyunlar

Gençliğimde, delikanlılar, düğünlerde zeybek oynarlardı. Bu Tavas Zeybeğiydi. Tek Zeybek, Guluman Zeybeği, Tavas Zeybeği'nin değişik figürlerinden oluşurdu. Teke yöresi oyun­larını kadınlar oynarlardı. Öğretmenlerin okullarda oluşturduk­ları folklor ekipleri aracılığıyla Serenler Zeybeği, Harmandalı Zeybeği, Muğla Zeybeği yaygınlaşmaktadır. Ağır Zeybek tür­küsünün sözleri şöyledir:

Al yazmamın oyası

Alnıma vurdu boyası

Ne dedim de darıldın

Allah'ından bulası

 

Al yazmamı düreyim

Aç koynuna gireyim

Uyu uyan sar beni

Yâr olduğunu bileyim

 

Al yazmam dalda kaldı

Gözlerim yolda kaldı

Yıkılası meyhane

Serhoşum nerde kaldı

 

Zeybek, Türk ulusunun karakterine uygun bir oyundur. Ha­reketler ağır ve yiğit edalıdır. İnsanda kahramanlık duygusu uyandırır. Bir kişi, oynamak için ortaya çıktığı zaman, çalgıcı saz çalıyorsa sesiyle, zurna çalıyorsa zurna ile türkünün birinci dörtlüğünü söyler. Çalgıcı türkü söylerken, oyuncu yiğitçesine ortada gezinir. İlk dörtlük bitince, oyun havası çalmaya başlar.

Oyuncu da oyuna geçer ve ilk üç figürü oynar. İlk üç figürden sonra, çalgıcı ikinci dörtlüğe geçer. Oyuncu da yiğitçe hareket­lerle gezinmeye başlar. İkinci dörtlük bitince, tekrar oyun hava­sı çalmaya başlar. Oyuncu, ikinci üç figürü oynar. Böylece üçün­cü dörtlüğe geçilir. Oyuncu, dörtlük bitinceye kadar gezinir. Tekrar oyun havasına geçince, son üç figür oynanır ve sarma denilen son figürle oyunu bitirir. Oyuncu, yerine oturmadan başka bir oyuncunun elinden tutarak oyuna davet eder. Böyle­ce, oyun istenildiği kadar sürdürülür.

 

Çocuk Oyunları

Biz, oyuncaksız büyüdük. Oyuncaklarımızı kendimiz yapar­dık. Oyunun, oyuncakların, çocuk eğitimi bakımından önemini bilmiyorduk. Öyle de olsa, çocuk doğasının gereği olarak oy­nardık. Oynamaktan büyük bir mutluluk duyardık.

Televizyonun olmadığı, radyonun bile yaygmlaşmadığı za­manlarda, çocuklar her fırsattan yararlanarak, unutulmaya baş­layan şu oyunları oynarlardı:

1 .Üç kaya ve on iki kaya, 2. Sürekkaya, 3. Hallap (beştaş), 4. Saklanmeci, 5. Çellek, 6. Toskallef, 7. Gayrak (yeldirmeci veya sayüı), 8. Kızgın taş, 9. Keçi boynuzu, 10. Körebe, 11.Boncuk ve­ya yüksük saklamaca, 12. Kıstırgeç, 13. Birdirbir, 14. Uzun eşek, 15. Çamurdan Müslüman evi yapma, 16. Evcilik oyunu, 17. Bez bebek. 18. Bez veya kıldan yapılmış topla oynama, 19. İp atlama, 20. Gmcınk ve sallangeç binme, 21. Çember çevirme, 22. Bir değneğin üzerine binerek atçılık oynama, 23. Aşık oynama, 24. Çamur patlatma, 25. Combuluk aşma, 26. Güreşmek, 27. Yığma-cı ve yelmeci millik, 28. Kemik fırlatma.

Bugün, bu oyunların birçoğu oynanmıyor. Adlan bile unu­tulmuştur. Onların yerini bilgisayar oyunları, çok güzel çocuk oyuncakları almıştır.

Maşala-Meş'ale

 

Çocukluk anılarımın uzak bir yerinde, büyük bir ateş çevre­sinde toplanan ve oynayan insanlar görüyorum. Anımsadığıma göre, özellikle ulusal bayramlarda, Cumhuriyet Meydam'nda toplanılır, büyük bir ateş ( masala: meş'ale) yakılır, insanlar oyunlar oynar, eğlenirlerdi. Oynayan insanların yüzleri çevreyi görecek biçimde kapatılır, göbeklerinin üstüne kaş, göz, ağız, burun çizilirdi. Oyuncular, göbeklerini oynatarak gülünç oyun­lar oynarlardı.

 

Tellal

Geçmişin derinliklerinden bir ses geliyor. Bu sesin yüzünü anımsamaya çalışıyorum. Ses yaklaştıkça, o yüz belirmeye baş­lıyor. O, Kör Hafız’dı. Doğudan kopup gelmiş bir yurttaşımızdı. Karamanlının tellalıydı. Belediye'nin haberlerini halka du­yururdu. Uzun boylu, iri yapılıydı. Görmeden görenlerdendi. Bizim insanlarımızdan biriydi. Onu da unutmadık, o da bizim­le yaşıyor.

 

Sanat

 

Karamanlıda, çok değerli bilim adamları, yargıçlar, savcılar, hesap uzmanları, mühendisler, doktorlar, eczacılar, öğretmen­ler yetişmiştir, ama ünlü bir yazarımız, şâirimiz, romancımız, öykücümüz, türkücümüz, şarkıcımız ve saz sanatçımız yoktur. Karamanlı için yazılmış iki öğretici özellikte şiir var. N e yazık ki, Karamanlının gerçek anlamda şiiri de yok. Keşke size suna­bileceğim bir şiirimiz, romanımız, öykümüz olsaydı...

Karamanlı düğünlerinde, genellikle çevreden gelen yabancı sanatçılar, davul, zurna ve saz çalarlardı. Kılçanlı Ömer Acar, Belenli Yusuf, Musa, Hasanpaşalı Ahmetali, Uyüklü Arap, Çaylılı Osman, bunlardan bazılarıdır. Bizde ise, Habardar ve Karabacak Veli zurna, Mustafa Sipahi, hem saz hem de davul çalardı.

Halk ruhunun ortaklaşa yarattığı çok güzel deyişlerimiz ve manilerimiz ve bunları yaratan sanatçılarımız var. Atatürk'ün dediği gibi: "Bir insan, milletvekili, bakan, hatta cumhurbaşkanı olabilir, fakat sanatçı olamaz..." Dileğim, Karamanlının Res­sam İsmail Türel gibi değerli sanatçılar yetiştirmesi. Hiç olmaz­sa, sizlere Mesut Özkaya'nın bir şiirini ve birkaç halk deyişi su­nalım:

Karamanlı

Karamanlının soğanları,

Bal doldurur kovanları,

Kadın, erkek çalışırlar,

Artırmaya çalışırlar.

Sarı soğan altın olur,

Müşteriyi kendi bulur,

Buğday, anason, nohut,

Keseleri hep doldurur.

 

Alakır'ın pancarları,

Yüzlerini hep güldürür,

Gebizler'in karacası,

Ambarlan doldurur.

 

Halı dokur hep kızları,

Tezgâhtadır hep gözleri,

İmrendirir sizleri,

Tutumludur özleri.

 

On parmağın hüneri,

Motiflerde görülür,

Artırdığı altınlar,

Eteklerde sürünür.


Halk Deyişleri

Gurbetin yolları gar ile boran

Almış ciğerini dert ile verem

Yok mu elinizde gara galem

Bir mektup yazın gurbete yolleyem.

 

Elimin kınasın hamır etdiler

Gözümün sürmesin kömür etdiler

On iki yaşında gelin etdiler

Oniki yaşında gelin (mi) olunur?

 

Terzi gider ırmağına

Gül dalını gırmağma

Yavuklum yüzük göndermiş

Al kınalı barmağma

 

Ayna goydum çayıra

Şavkı vurmuş bayıra

Göğd(e) Allah'ın yazdı(ğı)na

Yerde kimler ayıra

 

Ak goyunu güde güde getirdim

Getirdim de Gabaoluğ'a yatırdım

Ak goyun ben çobanımı yitirdim

Guzum ak gara başlı goyunum

 

Yok mu imiş anamın kimsesi

Ya (ğ) mır yağmış saçaklarım ıslanır

Gumru gelmiş evlerimde seslenir

Gumru sesi değil anamın sesi

 

 

Halkevleri

 

1932 yılında Atatürk tarafından kurulan Halkevleri, Devrim Tarihi'mizde önemli bir yeri olan kültür ve eğitim kurumlarıdır. Amacı, Türk ulusunun düşünce yeteneğini ve bilgisini artır­mak, onu ulusal ülkü çevresinde birleştirip yüceltmek, gençliği, yurt ve ulus sorunlarına yöneltmekti.

Karamanlıda da bir halkevi vardı. Burada, kitaplar ve dergi­ler olurdu. Herkes, bunlardan yararlanırdı. Ne yazık ki, bu gü­zel kurumlar ve Köy Enstitüleri, halktan uzak politikacılar tara­fından kapatıldı. Halkın ve gençlerin sanat ve eğitimle ilişkileri engellendi. Halkı aydınlatan bu kurumların önemi, bugün da­ha iyi anlaşılıyor.

Mustafa Seymen, Tahir Candoğan, Mustafa Biçer, İbrahim Coşkun gibi halk çocukları, Köy Enstitülerinde okumuşlar, uzun yıllar Türk Milli Eğitimi'ne hizmet etmişlerdir. Köy Enstitüleri­nin kapatılması, köy kalkınmasını engellemiş, köyden kente gö­çü hızlandırmış, kentlerimizi köyleştirmiştir. Köyleşen kentleri­miz, bugün yaşadığımız birçok sorunun kaynağı olmuştur.


Karamanlı Ağzı

 

Anadilimiz Türkçedir, ama dilimizin birçok ağzı vardır: De­nizli, Adanalı, Karamanlı ağzı gibi ağızlarda, sözcüklerin farklı söylenişleri vardır. Sözcüklerin söylenişine göre, Denizli, Kütâhya ve Karamanlı ağızlan birbirine benzer. Adların -i ve - e h.illeri birbirinin yerine kullanılır. Örnekler:

"Bana bir kebap yap" yerine, " Beni bi kebap yap" denir.

"Bana bak bir" yerine, " Beni bak bi" denir.

"Bana da ver" yerine, "Bene de ve" denir.

Şimdiki zaman eki-yor, halk arasında -ba'ya dönüşür: Geliba: Geliyor, Gidiba: Gidiyor.

"Anaaa düşdüm" örneğinde olduğu gibi -t sert sessizi yumuşayarak -d'ye dönüşür.

Gelecek zaman eki -ecek,-acak, kısa biçimde söylenir: "Ana beni okula götürcedin, Ben gelmecen" örneklerinde olduğu gibi.

Eğitim düzeyi yükseldikçe, yerel diller ve ağızlar, eski özel­liklerini yitirmekte ve anadile yaklaşmaktadır.

 

Karamanlı Ağzından Seçilmiş Sözcükler

 

Karamanlı ağzında, bugün de kullanılan ve bir kısmı unutu­lan çok sayıda deyim, deyiş ve atasözü vardır. Yapılması gere­ken, eski kuşaklardan yararlanarak yerel dilimizin bir sözlüğü­nü hazırlamak, bunları unutulmaktan kurtarmaktır.

Akbaş: Muhtarlık üyesi; Apalamak: Emeklemek; Andat: Ekin saplarını araba ve kağnıya koymaya yarayan araç; Akak: Bağ ve bostan beklemek için yapılmış gölgelik; Cazı: Sinirli; Cımbüdak: Güvenilmez, ahlâka aykırı şeyler yapan; Çekişmek: Azarlamak; Çeş: Buğday ve arpa yığını, Cibilliyetsiz: Ahlâksız; Çinemli: Yavan, gereksiz yere konuşan; Ekmek çpkeşmek: Azık­lın paylaşmak; Çullanmak: Tecavüz etmek; Çoveş: Güneşlik Jrer; Densiz: Lafını sözünü bilmeyen; Destivan: Bekçi, muhtarın Yardımcısı; Dırkaz: Ahırda bulunan oda; Dingildek: Alıngan; l>uma: Nezle, grip; Eveti: İvedi; acele; Eveti etmek: Acele etmek; Gedik: Tekel; Gıga: Ağabey; Sanot: Havuç; Kafalı: Akıllı; Kehel: Tembel; Keş: Koyu yoğurttan yapılan peynir; Kesir: Havuç; Kın-dına: Türkücü; Kırkak: Saklanbaç; Kısmır: Cimri; Kile: Arpa ve buğday ölçmeye yarayan araç, ölçek; Kirman: Yün eğirme aracı; Köstek: Hayvanların kaçmaması için iki ayağına bağlanan şey; Irbık: Su testisi. Eskiden ovaya iş için gidenlerin suyunu içtikle­ri "Musluklar" vardı. Örneğin, Arslanlar ve Taşköprü Muslu­ğu. Bunlar, bir dam altında olurdu. Çam ağaçlarının gövdesinin içi oyularak yapılırdı. Su içmek için de çam ağcından yapılmış susaklar kullanılırdı.

Saka: Hayvanların nezle olması. Öksürüp aksırması; Sındı: Makas; Sıyırgı: Kar kürüme aracı; Sürümek: Kız kaçırmak; Şar­kıda: Çok yaramaz;

Yorum yaz!

2009-07-10 10:55:23 - karamnlı ağzından sözcükler

Yazankaramanlılı
sanot değil sarıot:havuç olcak yanlış yazılmış
ayrıca kesir değil keşir:havuç olacak
cımbüdak değil Cımbıldak
çullanmak sadece tecavüz anlamında değil saldırmak anlamında kullanılır
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Memleket Sevdalılarının Buluşma Yeri Olsun İstedim

Son yazılarım

Kurban Bayramı Arifesinde Mezarlık Ziyareti
Pazar Günü Ardıçlıktaydık
Karamanlı METEM 10 Kasım Atatürk ü Anma Programı
Karamanlı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezinde ÖSY Bilgilendirmes
Karamanlı METEM de Gripten Koruma ve Yayılmasını Önleme Çalışmal
Karamanlı METEM de Çiğ Köfte Ziyafeti
Antalya'da Yaşayan Karamanlılılar Piknikte 2009
Karamanlı da Ahilik ve Mesleki Eğitim Haftası Kutlamaları
Ders Çalışma Teknikleri ve Aile İçi İletişim
Ahilik ve Mesleki Eğitim Haftası Kutlamaları
2009 Ramazan Bayramı Arifesi Mezarlık Ziyareti
Nurettin Gürel Özcan ın Albümünden Nostalji 2
Karamanlı da Yağmur
Nurettin Gürel Özcan ın Albümünden Nostalji 1
Vefat
Siz Karamanlımız İçin Neler Yapabilirsiniz?
7. Karamanlı Şenliği
Karamanlılı Olmak Kitabından 4
Karamanlılı Olmak Kitabından 3
11. Burdurlular Geleneksel Pilav Gününe Katılan Karamanlılılar
Karamanlı da 19 Mayıs Atatürk ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
Karamanlı İlçesi Atatürk ü Anma ve Gençlik Koşusu Halk Yürüyüşü
Karamanlı Barajı 10 Mayıs 2009 Pazar
Karamanlı Barajı 29 Nisan 2009
Karamanlı Barajı 27 Nisan 2009
celil sami gedik
Blogcu Yardım

Karamanlıya Dön